19 Nisan 2008 Cumartesi

ALTININ KIYMETİNİ SARRAFLAR BİLİR

ALTININ KIYMETİNİ SARRAFLAR BİLİR
Bir genç, maneviyat büyüklerini küçümser, onların faziletlerini inkâr ederdi.
Mısırlı Zünnûn, bir gün, bu gence bir yüzük verdi. “Bunu esnaflar çarşısına götür, bir altına sat,” dedi.
Genç, yüzüğü esnaflar çarşısına götürdü. Pek çok dükkan dolaştığı halde, ona 1 gümüşten fazla fiyat veren birini bulamadı. Geri dönüp durumu anlattı.
Zünnûn, bu sefer, genci mücevherciler piyasasına gönderdi: “Yüzüğü sarraflara göster bakalım, ne fiyat verirler anlayalım,” dedi.
Mücevher dükkanlarını gezen gence, sarraflar yüzük karşılığında 100 altın teklif ettiler. Genç şaşırıp kaldı, çarşıda 1 gümüş etmeyen yüzüğe, sarraflar 100 altın veriyorlardı. Geri dönüp durumu Zünnûn’a haber verdi.
Zünnûn, bunun üzerine gence şu uyarıyı yaptı: “İşte senin, Allah’ın sevgili kullarını anlama ve değer biçmedeki ilmin, çarşıdakilerin yüzüğün gerçek değerini bilmemeleri, ona eksik kıymet biçmeleri gibidir. Altının kıymetini ancak sarraflar; büyüklerin değerini de, büyükler bilir…”
Genç, bu söz üzerine hatasını anlayıp tövbe etti. Bir daha maneviyat büyüklerine karşı saygısızlık yapmadı.