19 Nisan 2008 Cumartesi

SULTAN FATİH’İN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM

SULTAN FATİH’İN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM
Fatih Sultan Mehmet’in bütçe müzakeresi vardı. Ulu Hakan, Vezirler gelmeden masadaki kağıdın kenarına, “eğitim kurumlarının ödeneği” olarak, bir rakam yazıp koymuştu. O rakamı, müdafaa edecekti.
Vezirler geldiler. Maliye Veziri, Padişahın yazdığı rakamı görünce, zor durumda kaldı. Zira büyük bir rakamdı. Muhalefet etse olmaz, etmese olmaz, ne yapsın? Bir süre o konuda ağzını bile açmadı. Zeki Padişah vezirinin niçin konuşmadığını anlamakta gecikmedi.
– Vezirim, bütçe meselesinde asıl sizin konuşmanız gerekir, ama siz henüz ağzınızı bile açmadınız? diye sordu.
Maliye Veziri: “Görüşlerden yararlanıyorum, Sultanım,” diye geçiştirmeye kalkınca, Sultan Fatih:
– Galiba, eğitim kurumlarına ayrılan ödenek rakamı gözünüze büyük geldi! diye üsteledi.
Maliye Veziri, “Evet Padişahım, çok buldum,” cevabını verdi. “Memleketin bin bir türlü derdi var. Eğitime o kadar tahsisat ayırırsak, öbürlerinden kısmak, kesmek zorunda kalacağız.”
Fatih, Maliye Veziri ile bu konuda şu tartışmayı yaptı: “Vezirim, bilim adamları Peygamberlerin mirasçıları değil mi?
– Evet sultanım, el-hak öyledir.
– Peygamber Vekili olmak, kolay şey değildir. Bunun için çok fire veriyor bu meslek. Her meslek fire verir. Ama eğitim mesleği daha fazla verir. Diğer meslekleri ben şuna benzetirim:
Kirli suya, kurşun rengi veya kahverengi bir kumaşı batırın. Kurusun. Sarık diye sarın. Rengini göstermez. Fakat beyaz bir tülbendi alın, değil kirli suya sokmak, üzerinden sinek geçse fark edersiniz. Diğer mesleklere göre bilim adamlığı mesleği böylesine zordur.
Şimdi soruyorum: Beslediğimiz her 100 öğrenciden en az 5 tanesi yetişiyor mu, yetişmiyor mu?
– Yetişiyor Padişahım!
– Eh!... Öyle ise, o beşin hatırı için 95 taneyi de besleyeceğiz. O 100’ün içinde hangileri beşlik dilime girecek bilemeyiz ki önceden. Başka çaremiz yok.
Maliye veziri bu sözler karşısında: “Anladım Padişahım! İkna oldum, devam edelim...” dedi. ve eğitim bütçesini aynen kabul etti.